JİNEKOMASTİ

Erkekte meme dokusunun kadın tipi büyümesine jinekomasti denir. Genellikle doğumsal olup, genellikle iki taraflıdır. Psikolojik ve kozmetik kaygıları ön planda olan jinekomasti hastaları, büyük olan meme görüntüsünün bir an önce normal erkek memesi boyutlarına indirilmesini talep ederler. Jinekomasti olgularının bugüne kadar cerrahi tedavisinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri, ameliyattan sonraki dönemde meme başı etrafında oluşan ve saklanamayan kötü nedbe dokusudur.

JinekomastiAslında jinekomasti olguları erken yaşlarda saptanmışsa; öncelikle bir dahiliye endokrinoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi yerinde olur. Çocukluk çağında pediyatrik endokrinolog, ileri yaşlarda ise erişkin endokrinologa başvurmak gerekir. Hormonal tetkikler yaptırılır. Gerekirse ultrasonografi ve magnetik rezonans(MR) çektirilerek, patolojinin boyutları ve memedeki yağ dokusunun meme dokusuna oranı değerlendirilir. Az sayıdaki birkaç olguda, sadece ilaç tedavisi ile sonuç almak mümkün olabilir. Ancak medikal tedaviden yarar görmeyen kişilere yapılacak en yerinde yaklaşım, cerrahi tedavi ile bu sorunun tamamen ortadan kaldırılması olmaktadır.

Geçmişte jinekomasti ameliyatları meme başı etrafındaki dokunun kesilmesi ve burada oluşturulan bir tünelden girilerek, fazla olan meme ve yağ dokusunun ortamdan uzaklaştırılması şeklinde yapılırdı. Ancak ameliyat sonrası oluşan ve ömür boyu geçmeyen meme etrafındaki kötü nedbe dokusu, daha sonraki dönemde erkek hastanın bir meme ameliyatı geçirdiğinin adeta imzasını taşırdı. Bu durum hastanın ameliyat sonrası gündeme getirdiği en önemli şikayet nedenidir. Jinekomastinin cerrahi tedavisinde “ultrasonic liposuction” tekniği uygulanarak bu sorun tamamen çözümlenebilmektedir. Bu yöntemin başarıyla uygulanabilmesi için, teknolojik olarak son derece gelişmiş bir ultrasonik liposakşın aletine ihtiyaç vardır. Bu teknikle hem meme üzerinde kötü iz kalması önlenmekte, hem_de meme ve göğüs duvarında normal erkek memesi görüntüsü sağlanabilmektedir. “Ultrasonic liposuction” yönteminin bir diğer avantajı da, sadece yağ ve meme dokusuna etkili olması, damar ve sinir dokusuna asla zarar vermemesidir. Bu nedenle liposakşın sırasında bazı cerrahların çekindikleri emboli riski de bu yöntemle ortadan kalkmaktadır. Ayrıca hastaya ameliyat sırasında dren koymak gerekmediği için, ameliyat sonrası hızlı bir iyileşme sağlanmaktadır. Vurgulamak gerekirse bu tekniğin en önemli avantajı, göğüs üzerinde hiç bir ameliyat izi olmadan meme dokusunun tamamen küçültülmesi ve göğüs duvarında normal görünümün sağlanmasıdır. Bu teknik uygulanarak, özellikle meme dokusunun yağ dokusundan daha fazla olduğu jinekomasti olgularında daha iyi sonuçlar alınabilmekte ve meme derisinin göğüs duvarına uyumu çok daha kolay sağlanabilmektedir. İdeal sonuçlara ulaşabilmek için ameliyat sonrasında kişinin uyması gereken bazı kurallar vardır. Bunlardan en önemlisi, ameliyattan sonraki dönemde yaklaşık bir ay göğüs korsesi kullanma zorunluluğudur. Ayrıca dengeli beslenme ve spor alışkanlığının kişinin yaşam tarzı olması önerilir.

Sonuç olarak jinekomasti ile yaşamak bir kader değildir. Tam tedavisi mümkündür. Estetik sonuçları mükemmeldir. İşin uzmanına başvurarak, meme üzerinde hiç iz kalmaksızın bu sorundan kurtulmak ve tamamen doğal bir görüntüye kavuşmak, günümüzde tıp alanında sunulan teknolojik gelişmelerden birisidir.

Ana Sayfa | Prof.Dr. Metin Yavuz | Burun | Yüz | Meme | Vücut | Rekonstrüktif Cerrahi | Ameliyatsız Yöntemler | İletişim | Site Haritası
Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.